HUKUK DEVLETİNİN OLMADIĞI YERDE HER GÜN ŞİDDET HER GÜN ZULÜM HER GÜN ÖLÜM…

By | 28 Kasım 2015

Önceki gün iki gazetecinin, yaptıkları haber nedeniyle tutuklanmaları haberinin kızgınlığını yaşarken, bu sabah bir suikast/cinayet haberiyle sarsıldık. Diyarbakır Baro Başkanı ve iki polis memuru alçak bir saldırıyla hayatlarını kaybetmiştir.

Olayın birkaç saat ardından ilgili bakanlarca yapılan açıklamada, terör örgütü mensuplarınca bir çatışma başlatıldığı ve bu çatışmada polis memurları ile baro başkanının vurulduğu açıklanmıştır. Diyarbakır Barosu’nun yaptığı bir basın açıklaması sırasında çıkan çatışmanın amacının baro başkanına suikast mi yoksa polislere saldırı mı olduğu aydınlatılmalı, sağlıklı, doğru, teyit edilmiş bilgiler ayrıntılarıyla kamuoyu ile paylaşılmalıdır. İçişleri Bakanı’nın açıklamasında dikkat çeken bir diğer husus, baro başkanına ilişkin taziye mesajının Türkiye Barolar Birliği’ne yapılması, yanı başında duran Adalet Bakanı’na herhangi bir başsağlığı dilenmemesidir. Olayın vehameti yanında küçük bir ayrıntı olarak kalan bu durum, esasen iktidarın avukatlara bakışını yansıtmakta, avukatların yargının kurucu unsuru olarak görülmediklerini bir kez daha göstermektedir.

Olayın detayları henüz açıklanmamakla birlikte, sanırız asıl korkunç olan, açıklandığında dahi gerçekliğin hep şüpheyle aranacak olmasıdır…Çünkü insan yaşamı ülkemizde ucuzdur. Can güvenliği yoktur. İfade özgürlüğü yoktur. Hukuk devleti mumla aranmaktadır.

Muhatap kim olursa olsun, hangi görüşte olursa olsun, yaşam hakkı kutsaldır. Suç isnadının varsa verilecek olan cezasının bağımsız mahkemelerin görevi olduğu, topluma aşılanamamış olduğu gibi, bu kültürün devlet organlarında da bulunmaması, tarihimizdeki örnekleriyle yaşanmıştır. Öte yandan, bahsettiğimiz bağımsız mahkemelerin de zor bulunduğu bu dönemde, faillerinin kim olduğunu belki de hiç bilemeyeceğimiz şiddet, zulüm, katliamlar, ölümler peşi sıra gelmektedir.

Diğer taraftan, saldırının bir diğer amacının toplumu kamplaştırmak ve o kamplarda konsolide ederek bir çatışma ortamı doğurmak olduğu görülmektedir. Bu yüzden, peşin hükümlere varmadan, bir kamplaşmanın yahut çatışmanın tarafı olmadan, kızgınlığımızı ve tepkimizi koruyarak ve olayın peşini bırakmayarak, fakat soğukkanlı şekilde olayı değerlendirmeyi, şiddet dilinden kaçınmayı tüm yurttaşlara tavsiye etmek borcumuzdur.

İlkel linç kültürünün ve hukuka değil şiddete saygının geldiği nokta, bir baro başkanının sokak ortasında hayat hakkının elinden alınması olmuştur. Bu saldırı, hem hukuk devletine, hem güvenliğe hem de özgürlüğedir. Terörün kaynağı kim olursa olsun karşısındayız. Lanetliyoruz!

Meslektaşımızın acısını duyarken, bu acıyı paylaşan tüm meslektaşlara ve merhum baro başkanının yakınlarına, polis memurlarının yakınlarına başsağlığı dileriz. Yaralı meslektaşlarımızın, basın mensuplarının ve polis memurlarının acilen sağlıklarına kavuşmalarını temenni ederiz.

28.11.2015
AVUKATLAR SENDİKASI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir