SALGININ FATURASINI ÇALIŞANLARA KESEN YASA BİR İŞÇİ KIYIMIDIR! KABUL EDİLEMEZ!

By | 19 Nisan 2020

SALGININ FATURASINI ÇALIŞANLARA KESEN YASA BİR İŞÇİ KIYIMIDIR! KABUL EDİLEMEZ!

16.04.2020 itibariyle TBMM’den geçen 7244 sayılı torba yasa ile, “işçi çıkarmak yasaklanıyor” maskesi altında bir işçi kıyımı başlatılmıştır. Hazırlanma sürecinde bilim insanlarından, sendikalardan görüş alınmadan, aksine kamuoyundan saklanarak oluşturulan ve alelacele meclisten geçirilen yasada, işverene işçileri ücretsiz izne çıkartabilme hakkı verilmekte ve bu sebeple işçilerin iş akdini feshetmeleri ise yasa ile engellenmektedir! Mevcut 4857 sayılı İş Kanunu’na ve İş Hukukunun temel amacına ve ruhuna aykırı bu düzenleme ile işçinin onayı olmaksızın işveren tek taraflı olarak işçiyi ücretsiz izne çıkartabilecek, bu izin sürecinde işçi yalnızca devletin vereceği açlık sınırının altındaki bir ücretle kendisine ve ailesine bakmaya mahkûm edilecektir!

Yasa’ya göre, işveren tarafından ücretsiz izne çıkartılan ve kısa çalışma ödeneği çıkmayan işçiye, işsizlik fonundan günlük 39,24 TL olan ve aylık 1177 TL’ye tekabül eden, TUİK tarafından açıklanmış açlık sınırının altında bir bedel verilecek ve bu para ile işçinin ailesini geçindirmesi beklenecektir. Söz konusu dönem, işçinin kıdeminden de sayılamayacaktır. Kısa çalışma ödeneği çıkan işçilere gelince, bu işçiler işverenin SGK’ya bildirmiş olduğu maaşı üzerinden %60 oranında ödeme (en az 1.752,40, en çok 4.380,99 TL olmak üzere) alabilecekse de, Türkiye’de işverenlerin önemli bölümünün işçilere elden ödeme yaptıkları, işçilerin SGK’da gözüken maaşlarının gerçek ücretlerini yansıtmadığı herkesin malumu olup, onyıllardır iş mahkemelerinden çıkan kararlarla da tescillidir. Yani, işçi gerçek maaşının %60’ını değil, işverenin gösterdiği maaşının %60’ını (o da kısa çalışma şartlarını taşıyorsa) alabilecektir. Dolayısıyla, işçinin her ay gelen kira parası, faturaları, taksit ödemeleri azalmayacak fakat geliri çok büyük oranda azalacak ve bu da kişileri ekonomik iflasa sürüklerken aileleri de dağılma noktasına getirecek bir hak gaspı olarak tarihe geçecektir.

En kötüsü ise, bu hak gaspına karşı hukuk yolunun söz konusu yasa yoluyla kapatılmaya çalışılmasıdır! Yasada, bu geçici süre boyunca işverenin-istisnalar haricinde- iş akdini feshetmesi yasaklanmakta, işçinin de ücretsiz izin uygulaması nedeniyle iş akdini feshetmesi yasaklanmaktadır. Oysaki burada işçi, gelirinden olmakla, başka iş bulma ve eksik kalan gelirini tamamlama imkânından yoksun bırakılmakta, o iş yerinde devam etmeye zorlanmakta ve Anayasadaki angarya yasağı ile iş ve çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edecek şekilde adeta köleleştirilmektedir. Yasa’da işverenin iş akdini feshi de sınırlandırılmış olsa da, zaten bu durumda işverenin fesih yapmak için bir sebebi yoktur; çünkü işveren burada hiçbir bedel ödememektedir. İşveren, işçiler konusunda salgın krizinin hiçbir faturasını ödememekte, onun yerine devlet bu yükü tamamen işçiye yüklemektedir; zira kısa çalışma ödeneğinden ödenecek para da işçinin işsizlik sigortası fonundaki hakkından mahsup edilecek olmakla, işçinin kendi parası kendisine verilmektedir!

Öte yandan, bir olağanüstü hâl ilanı olmaksızın, toplu iş sözleşmelerinin ve grev hakkının 3 ay (uzatılırsa 6 ay) süreyle durdurulması da Anayasaya aykırıdır. Tarafların isteseler de gerçekleştirmelerinin yasayla yasaklandığı bir toplu pazarlık-sız/sözleşme-siz dönem söz konusudur.

Özetle, getirilen yasada tamamen sermaye sınıfı korunmuş, salgının faturası, en ağır şekliyle, güçsüz durumdaki çalışanlara kesilmiştir. Salgının yarattığı sosyal ve ekonomik yıkımın nedeni kapitalist düzenin kendisi olup; bu toplumsal faturanın bedeli, sadece emeği ile yaşamını idame ettirebilen, kıt kanaat geçinen ve sabit ödemelerinde hiçbir azalma olmayan çalışan kesime ödetilemez. Getirilen yasanın Anayasaya aykırı pek çok yönünün Anayasa Mahkemesi denetimine götürülerek iptalini arzu etmekle beraber, bu süreçte en azından, çalışanlarla ilgili olarak acilen, aşağıdaki düzenleme ve değişikliklerin yapılmasını talep ediyoruz:

*Ücretsiz izin uygulamasının ancak işçinin onayı ile geçerli olabileceği şeklindeki iş hukuku uygulamasına geri dönülmesini ve işçinin fesih hakkının önüne yasa ile getirilen engelin mutlaka kaldırılmasını
*Çalışanlara (ve dolayısıyla işverenlere) getirilen desteğin çalışanlardan yapılan kesintilerle oluşturulan fonlardan, ileride çalışanların haklarından mahsup edilecek şekilde yapılmamasını, kısa çalışma ödeneğinin işsizlik parasından mahsup edilmemesini

*Kısa çalışma ödeneği şartları oluşsun veya oluşmasın bu dönemde tüm çalışanlara bu ödemelerin gerçekleştirilmesini, yapılan ödemelerin bir destek olarak konumlandırılmasını ve işverenin ücret ödeme borcunu tümden ortadan kaldırmamasını, en azından bu ücret ödeme borcunun, tıpkı kimi ödemelerde getirildiği gibi, ertelenmesini, ücret ödeme borcunun (kapanan iş yerleri için) bu süreç boyunca ertelenerek ileride işveren tarafından yerine getirilecek borca dönüştürülmesini

*Kısa çalışma ödeneğine başvurunun işçiler tarafından da yapılabilmesinin önünün açılmasını
*Yıllardır gerek işçi gerek işveren olarak vatandaşlardan yapılan tüm kesintiler, vergiler ve ödemeler ile sağladıkları katkıya bağlı olarak en doğal hakları olduğu üzere, bu süreçte mağdur olan tüm vatandaşların asgari yaşam giderlerini karşılayabilecekleri desteğin devlet tarafından verilmesini
acilen talep ediyoruz!

Bu süreçte en çok yara alanlardan olan, hukuk bürolarında ve şirketlerde ücretli olarak çalışan avukat meslektaşlarımıza ve yine kendi bürosunun giderlerini idame ettirmekte zorlanan serbest çalışan meslektaşlarımıza, başta barolarımız olmak üzere Türkiye Barolar Birliğinin de gerekli desteği vermelerini, bunun için çalışmaların acilen yapılmasını talep ediyoruz.

AVUKATLAR SENDİKASI
19.04.2020