YAŞANAN GELİŞMELERİN TERAZİDEKİ YERİ VE YENİ ADLİ YIL MESAJI

By | 1 Eylül 2016

 

Darbe; anayasal kuruluş ve işleyişin rafa kalkması, fiili gücün her söylediğinin kanun olmasıdır. Bunu kim yaparsa yapsın, adı darbe olur…

 

15 Temmuz 2016 tarihinde, darbenin en klasik versiyonu olan “askeri darbe” teşebbüsünün yaşandığı açıklanmıştır. Failler, Türk Ceza Kanunu’nun Devletin Güvenliği’ne Karşı Suçlar Bölümü’nde yer alan çeşitli suçlardan yargılanacaklardır.

 

Bir hukuk örgütü olarak bizi ilgilendiren, bu süreçteki hukuktur. Sürece bakarsak, esasen ülkemizde daha ilkokullardan başlamak suretiyle bir temel hukuk eğitimi dersi konulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Her medeni insanın sahip olması gereken temel şuura, vatandaşlarının ekseriyetinin sahip olmadığı ülkemizde, bu süreçte şimdiden yaşananlar ve hukuki karşılıklarını, kamuoyunun dikkatlerine sunmak isteriz:

 

*Askeri darbeye karşı halk sokağa çağrılmış ve silahlı askerlerle sivil halk karşı karşıya getirilerek bir kısım vatandaşın yaşam hakkı bizzat devlet yöneticilerinin sorumsuz çağrılarının sonucunda (öngörülebilir şekilde) ortadan kalkmış; bir kısım asker de kimi vatandaşlarca vahşice katledilmiştir. YAŞAM HAKKI KUTSALDIR. HİÇBİR ŞEKİLDE SINIRLANDIRILAMAZ. DEVLETLER, BAŞTA BU HAKKI KORUMAKLA YÜKÜMLÜDÜR. HERKES İŞLEDİĞİ SUÇUN CEZASINI, BAĞIMSIZ TÜRK MAHKEMELERİNİN VERECEĞİ KARARLA, ÇEKMELİDİR.

 

*Darbe teşebbüsü akşamı, camilerden sabaha kadar ardı arkasına selalar okutulup halkın sokağa çağrılması hiçbir hukuki temele oturmadığı gibi, cihat çağrısını açık şekilde andırmasıyla da vatandaşları endişelendirmiştir. LAİKLİK, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN DEĞİŞTİRİLEMEZ DEĞİŞTİRİLMESİ TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ TEMEL İLKESİDİR. VATANDAŞLAR ÜMMET DEĞİL MİLLETTİR. MİLLET, HİÇBİR DİN/İNANÇ PAYDASINDA DEĞİL, YURTTAŞLIK PAYDASINDA BİRLEŞİR.

 

*Darbe suçlamasının failleri karakollarda dayak yemiş, cismen ve manen işkenceler görmüş, üstüne üstlük bu ihlaller devletin resmi haber ajansının çekimiyle, adeta övünmek amacıyla yayımlanmıştır. Meslektaşlarımız, müvekkilleriyle görüştürülmemiş, savunma hakları kısıtlanmıştır. HERKES, İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNDEN YARARLANMA HAKKINA SAHİPTİR. HİÇ KİMSEYE, İNSAN ONURUNA AYKIRI MUAMELE YAPILAMAZ; İŞKENCE YASAKTIR. ADİL YARGILANMA HAKTIR. SAVUNMA HAKKI KISITLANAMAZ. BU HAK İHLALLERİ, ULUSLARARASI MAHKEMELERDE HEPİMİZİN CEBİNDEN  ÖDENEN TAZMİNATLARA SEBEP OLMAKTADIR. BU HAKLARDAN VERİLEN HER TAVİZİN HUKUK DEVLETİNE DARBE OLACAĞINI, BUNUN SONUCUNDA HİÇBİRİMİZİN HUKUKİ GÜVENLİĞİNİN KALMAYACAĞINI, ŞİMDİDEN BİLDİRİRİZ.

 

*Halk arasında idam talebi dile getirilmiş, devlet yöneticileri, modern ceza hukukunu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri, normlar hiyerarşisini, cezaların geçmişe yürümeyeceği ilkesini bir kenara bırakıp, bunu gündeme getireceklerini ifade etmişlerdir. TÜRKİYE, NORMLAR HİYERARŞİSİNE GÖRE ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER, ANAYASA, KANUNLAR VE DİĞER MEVZUAT İLE YÖNETİLEN BİR HUKUK DEVLETİDİR. ÇAĞDIŞI CEZALARLA TÜRKİYE’NİN MODERN DÜNYADAN KOPARTILMAK İSTENMESİ KABUL EDİLEMEZ. HİÇ KİMSE, İŞLEDİĞİ ANDA SUÇ OLMAYAN BİR SUÇUN CEZASI İLE CEZALANDIRILAMAZ, CEZA YAPTIRIMLARI GERİYE YÜRÜMEZ.

 

*Darbe girişiminin ertesi günü, (binlerce askerden başka) binlerce hakim/savcı için otomatik gözaltı kararı çıkmış, kimi yüksek yargı organları ve HSYK üyeleri görevden alınmıştır. Ardından operasyonlar, devlet sisteminin tüm memurluklarına ve kademelerine uzanmıştır. TÜRK MİLLETİ, EGEMENLİĞİ YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ELİYLE KULLANIR. BUNLARIN BİRİNİN DİĞERİNE ÜSTÜNLÜĞÜ BULUNMAMAKLA BİRLİKTE, YARGI, DİĞER İKİ ORGANIN HUKUKA UYGUN İŞLEMESİNİ SAĞLAMASI İLE DAHA DA ÖZELLİKLİ BİR KONUMDADIR. HİÇBİR SORUŞTURMA/KOVUŞTURMA, YARGIDA (YADA DİĞER KAMU KURUMLARINDA) BİR TASFİYE AMACIYLA YÜRÜTÜLMEMELİ, SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ ATLANMAMALIDIR.

 

YASA DIŞI ÖRGÜTLENMELER TİTİZLİKLE SORUŞTURULMALI VE FAKAT, FIRSAT BU FIRSAT DENİLİP CADI AVI BAŞLATILMAMALI, BÖYLE BİR DURUM YOKSA DA BU İZLENİMİ VEREN UYGULAMALARDAN KAÇINILMALIDIR. DARBE TESEŞEBBÜSÜ SEBEBİYLE DARBE HUKUKUNA GEÇİLMEMELİ, HERKES HUKUK KURALLARINA GÖRE YARGILANMALI, DELİLLENDİRİLEBİLİYORSA CEZALANDIRILMALIDIR. BU KİŞİLERİN, KURUMLARIN LİYAKAT SİSTEMLERİ BOZULARAK O GÖREVLERE ATANMALARININ SORUMLULARI DA CEZALANDIRILMALIDIR.

 

*Meydanlara çağrılan kitlenin bir kısmı, laiklik karşıtı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni veya Devlet’in kurucu niteliklerini tahkir eden söylemleri kitleler halinde dile getirmiş, çoğu kez buna şiddet çağrısı/eylemleri eşlik etmiştir. Kimi bölgelerde, değişik inanç gruplarına yahut yaşam tarzlarına yönelik saldırı haberleri gelmiştir. Yine yakın bir tarihte, Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda “zikir görüntüleri” ortaya çıkmıştır. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, ANAYASASININ DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDESİNE GÖRE, DEMOKRATİK LAİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİDİR. BUNDAN ASLA TAVİZ VERİLEMEZ; AKSİNE SUÇ  EYLEMLERİNE GİRİŞEN KİŞİLERE MÜSAMAHA GÖSTERİLEMEZ. DEVLETİN GÜVENLİK GÜÇLERİ VE KURUMLARI VARKEN DÜZEN VE ASAYİŞİN SAĞLANMASI AÇISINDAN KİTLELERİN MİLİS GÜCÜ GİBİ GÖRÜLÜP KULLANILMASI, SOKAKTA ÇATIŞMAYA ÇAĞRILMASI, KİŞİLERDE BÖYLE BİR HAK VE YETKİ ALGISININ OLUŞTURULMASI SON DERECE TEHLİKELİDİR; ASLA KABUL EDİLEMEZ. BU DURUM, ÜLKEMİZDE İÇ SAVAŞA KADAR GİDEBİLECEK AĞIR SONUÇLARA YOL AÇABİLİR. HİÇ KİMSE KİŞİSEL/SİYASİ RANT İÇİN BUNA TEVESSÜL ETMEMELİDİR. DEVLET KURUMLARININ LAİK YAPISINA TERS DÜŞEN UYGULAMALAR HUKUKA AYKIRIDIR.

 

*Diğer zamanlarda halkın demokratik tepkisini göstermek üzere toplanmak istediği fakat yasaklanan kimi alanların, istenildiğinde  halka açılabilmesi de, ülkedeki “demokrasi” anlayışının bir diğer göstergesidir. HERKES, ÖNCEDEN İZİN ALMADAN, SİLAHSIZ VE SALDIRISIZ TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKINA SAHİPTİR. DEVLET ORGANLARI VE İDARE MAKAMLARI BÜTÜN İŞLEMLERİNDE, KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİNE UYGUN OLARAK HAREKET ETMEK ZORUNDADIRLAR.

 

*Darbeden bir müddet sonra ilan edilen OHAL sebebiyle çıkartılan OHAL KHK’larının bir kısmı, OHAL sebebiyle ilişiksizdir. Ülkenin düştüğü sıkıntılı durumdan, siyasi ajandalarına göre fırsat çıkarmaya çalışanların hukuksuz uygulamalarına yargı dur demeli, görevini yapmalıdır. OHAL sebebi olan olayla ilgisiz olan bu tip KHK’LARIN, ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN OHAL KHK’SI KABUL EDİLMEDİĞİNİ VE OHAL SEBEBİYLE BAĞLANTISIZ OLAN HÜKÜMLERİN NORMAL PROSEDÜR İÇİNDE DEĞERLENDİRİLEREK İPTALİNİN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLDİĞİNİ HATIRLATIR, SORUMLULARI GÖREVE ÇAĞIRIRIZ.

 

*Yeni adli yıl açılışının, bizzat binasının yargı kararlarıyla hukuksuz halde bulunduğu Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda yapılması, YARGI BAĞIMSIZLIĞI İLKESİYLE TABAN TABANA ZITTIR; YÜKSEK YARGI BAŞKANLARININ , PARTİLİ OLDUĞUNU HER FIRSATTA DİLE GETİREN CUMHURBAŞKANI İLE ÇAY TOPLAMAYA GİTMESİ KADAR ABESTİR.

 

*Cumhurbaşkanı’nın fiilen uyguladığı “başkanlık sistemi”, ANAYASA’YA AYKIRIDIR; HİÇ KİMSE KAYNAĞINI ANAYASA’DAN ALMAYAN BİR YETKİYİ KULLANAMAZ.

 

*HSYK’nın yapısında getirilmek istenen “RTÜK Sistemi”, yani HSYK üyelerini siyasi partilerin seçmesi sistemi, asla kabul edilemez. YARGIÇLAR KÜRSÜDE, ŞU YA DA BU PARTİLİ/GÖRÜŞTEN DEĞİL, ŞU VEYA BU DİNDEN/DİNLİ YA DA DİNSİZ DEĞİL, ŞU VEYA BU ETNİK KÖKENDEN DEĞİL, HATTA KADIN YA DA ERKEK DEĞİL, SADECE VE SADECE YARGIÇTIRLAR. YARGI BAĞIMSIZLIĞININ RUHUNA FATİHA DEMEK OLAN BU DÜZENLEMEYE KARŞI TÜM YARGI MENSUPLARI GÜÇLÜ ŞEKİLDE KARŞI DURMALIDIR.

 

Sonuçta;

 

DARBELERDEN DARBE BEĞENMEYECEĞİZ. HUKUKU SAVUNACAĞIZ. BAŞTA BAROLAR ve TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ OLMAK ÜZERE TÜM HUKUK ÖRGÜTLERİNİ DE, YENİ ADLİ YILDA BU KAVGANIN GÜÇLÜ SAHİPLERİ OLMAYA DAVET EDİYORUZ…

 

01.09.2016

 

AVUKATLAR SENDİKASI